Tepe Menü

Ana Menü

Alt Menüler Kategoriler

İçerik

HOŞGELDİNİZ , Toplam : 1668 , Yorum : 72

<< İlk  << Geri  [1] / [2] İleri >> Son >>
 

İzmir"in en az 5000 yıllık bir tarihe sahip olduğunu,
. Iliada ve Odysseus"un yazarı Homeros"un İzmir"li olduğunu,
. İncil"de sözü edilen "Yedi Kilise"den üçünün İzmir ili sınırları içinde olduğunu,

Devamı >>

 

Türkçe"de rekorlar:

İnternet üzerinde güncel halinin de bulunduğu TDK Türkçe Sözlük"te madde halinde yer alan kelimeler ele alındığında;

Devamı >>

 

450 Yıllık Çevre Nizamnamesi
Çevremizin gitgide yaşanmaz hale gelip,bunun ekolojik felakete yol açan neticelerinin hergün biraz daha fazla ortaya çıkmasıyla birlikte,çevreyle ilgili haftalar düzenleyip,hukiki düzenlemelerin gündeme yeni yeni gelmesine karşılık.Osmanlı Devleti’nin bizden tam dört buçuk asır önce, meselenin önemini idrak ederek 1539’da “Çevre Temizliği Nizamnamesi” hazırlayıp uygulamaya koyarak problemi çözdüğünü…

Orta çağ Fransa’sında saray ve tiyatrolarda bile umumi helaların bulunmadığı bir zamanda, su medeniyetinin başşehri İstanbul’da 1400’ün üzerinde umumi hela bulunduğunu…

Devamı >>

 


O dünyanın en yüksek kulsei seçildi. İşte en yüksek kule;
Dubai"de inşa edilen kule, 512,10 metre yüksekliğe erişerek dünyanın en yüksek kulesi oldu.

"Dubai Burcu" adlı kule, Tayvan"ın başkenti Taipei"de dünyanın en yüksek
binası olarak gösterilen "Taipei 101"i şimdiden 4 metre geçti.

Kulenin yapımına 2004 başında başlanmıştı. İnşaat seneye tamamlanacak. Bina şimdiden 141 kat yükselmiş bulunuyor. Kulenin kaç kat olacağı açıklanmıyor.

"Dubai Burcu", 20 milyar dolarlık devasa bir proje kapsamında inşa ediliyor.
Proje çerçevesinde 30 bin konut ve dünyanın en büyük ticaret merkezi inşa
ediliyor.

Devamı >>

 

Nefes alıp vermemizin amacı vücudumuzun oksijen ihtiyacını karşılamaktır. Oksijen vücudumuzun yakıtının yani gıdaların ve yiyeceklerin yakılmasında kullanılır. Nefes alırken ciğerlere alınan havada oksijen miktarı yüzde 21, dışarı verilende ise yüzde 16"dır.
Bilindiği gibi suyun formülü H2O"dur. Suda bulunan iki elementten biri hidrojen diğeri oksijendir. O halde havadaki oksijeni alabiliyoruz da sudakini niçin alamıyoruz? Balıklar bunu nasıl beceriyorlar?

Devamı >>

 

Bunu bilmek sizi de şaşırtacak, ancak dünyada Q klavye olarak bildiğimiz tuş dizilimi aslında daktilonun icat edildiği ilk günden beri değişmedi. Neden tuşların bu şekilde dizildiği konusunda da çeşitli rivayetler olmasına rağmen şimdilik en yaygın kabul gören
hikaye şu:

Devamı >>

 

Genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. Bu, bir ağaç kovuğu, kayaların arası veya saklanabilecekleri herhangi bir yer olabilir. Buradaki içgüdü, hayvanın kendisini güçsüz hissetmesi nedeniyle bir düşmanla karşılaştığında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur.

Devamı >>

 

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürülerini avlamakta kullanılırlar Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor

Bumerangın İngilizce"de "boomerang" olan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir Aslında bugün Avustralya"da kullanılan ve bu kıtaya özgü isimlerin çoğunun kökeni Aborijinlerden kaynaklanır Örneğin Avustralya"yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da "kanguru" cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir Halbuki kanguru Aborijin lisanında "bilmiyorum" demektir

Devamı >>

 

Bu inanç ve görüşün nereden kaynaklandığı bilinmiyor. Güya devekuşu başını kuma gömünce düşmanlarını ve gelecek tehlikeyi görmez, onun için de rahatlarmış. Güney Afrika"da 80 sene boyunca yapılan gözlemlerde böyle bir olay görülmemiştir. Hiçbir devekuşu kafasını kuma gömmeye teşebbüs etmemiştir. Zaten bunu yaparlarsa boğulacakları da kesin.

Devamı >>

 

İnsanlar ekmeği fırında pişirmeye başladıklarından beri tost yemeye de başladılar. Ancak o zamanlar ekmeğin tekrar ısıtılmasının nedeni değişikti. Amaç ekmeğin tadını değiştirmek değil daha uzun süre muhafaza edebilmekti.

Binlerce yıl boyunca ekmeğin, çatal benzeri demir çubuklara takılarak şiş yapar gibi ateşte kızartılma şekli değişmedi. Tost yapımında en büyük aşama 19. yüzyılda Amerika"da oldu. Tellerden ve teneke plakalardan yapılmış bir kafes, kömür sobasının üstüne yerleştiriliyor, bir kerede dört ekmek tost haline getirilebiliyordu. Elektriğin keşfi ile her şey değişti. 20. yüzyılın başlarında ilk elektrikli tost makineleri ortaya çıktılar.


Devamı >>

 

"Ham" kelimesinin İngilizce"deki anlamı "domuzun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek" demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya"ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen "Tatar Bifteği" ortaya çıktı.

Devamı >>

 

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar.


Devamı >>

 

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.


Devamı >>

 

Bu soru, "insanlar konuşurlarken niçin laflarının arasında bazı sesler çıkartırlar" ve "ağır ağır konuşan insanlar laflarının arasında niçin -ııı-, -eee- derler" şeklinde ikiye ayrılabilir.

Birinci sorunun cevabı, sırasını yani sözü karşısındakine kaptırmamak veya sözlerinin bittiği görüntüsünü vermek istememek olabilir. İnsanlar karşılıklı konuşurlarken birbirlerini dinler gibi görünürler ama o sırada kafalarında söyleyeceklerini tasarlarlar. Onları bir an önce ifade edebilmek için sabırsızlanırlar. Karşısındakinin konuşmasını kesmeyecek olgunluktaysalar bir anlık susmasından istifade ederek söze girerler.

Devamı >>

 

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Devamı >>

Yan Bloklar

Footer